Anadolu Ajansı (AA) ekibi, geçtiğimiz günlerde Sapanca Gölü konu dosya açmış, Sapanca Gölü'nde yaşanan kuraklığı "Sapanca Gölü kuraklık nedeniyle tehdit altında" başlığı ile duyurmuştu.
Yapılan ilk haberin ardından kuraklığın etkilerini yerinde belgelemek amacıyla ikinci haber yapan AA ekibi botla açıldığı Sapanca Gölü’nde su seviyesindeki ciddi düşüşü görüntüledi. Yapılan gözlemlerde, gölün ortalarında bile çekilmenin net şekilde görülebildiği, göl tabanının birçok noktada ortaya çıktığı dikkat çekti.
AA’nın “Sapanca Gölü alarm veriyor” başlıklı dosyasının bu bölümünde yer alan görüntüler, Marmara Bölgesi’nin en önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Sapanca Gölü’nün 65 yılın en düşük seviyesine gerilediğini gözler önüne serdi. Bir dönem 32 metrenin üzerinde ölçülen göl seviyesi, bugün 28,56 metreye kadar düştü. Son iki yılda kaybedilen su miktarının, Sakarya’nın yaklaşık bir yıllık içme suyu tüketimine denk geldiği belirtiliyor.

Botla yapılan incelemelerde, kıyı şeritlerinde belirginleşen çekilme çizgileri ve daralan sulak alanlar kuraklığın boyutunu açıkça ortaya koydu. Açık su yüzeyinde dahi renk ve derinlik değişimlerinin gözlemlenmesi, göldeki su kaybının ulaştığı noktayı gösterdi.

Sazlıklar zarar görmeye başladı
Su seviyesindeki düşüşün yalnızca içme suyu rezervlerini değil, göl ekosistemini de doğrudan etkilediği tespit edildi. Kıyı şeritlerinde kuruyan alanların genişlediği, bazı bölgelerde sazlıkların zarar görmeye başladığı gözlemlendi.
Göl kıyısındaki tesislerin daha önce suya sıfır olan konumlarının, çekilme nedeniyle içeride kaldığı, bazı iskele ve bina ayaklarının tamamen ortaya çıktığı görüldü. Su seviyesindeki gerileme, gölde bağlı halde bulunan bazı teknelerin karaya oturmasına da neden oldu.

Yetkililer, Sapanca Gölü’ndeki su kaybının yalnızca sayısal bir düşüş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, durumun gölün geleceği açısından güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor. Uzmanlar ise su seviyesindeki azalışın; yetersiz yağış, artan sıcaklıklar ve çevresel baskıların birleşik etkisiyle hızlandığını belirterek, suyun korunması ve sürdürülebilir kullanımına yönelik önlemlerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.




